Şeker Bayramında Şekere Dikkat!

Şeker Bayramında şekere dikkat: Dişler çürümesin!

Şekerlemelere hayır diyebilmek çok zor, özellikle Şeker Bayramında.

Hepimiz biliyoruz ki şeker çürük oluşumuna neden oluyor. Bu nasıl ve neden oluyor? Peki, bundan korunmak için ne yapmalıyız?

Ağzımızda birçok farklı bakteri yaşar (oral flora). Bazıları diş sağlığımız için faydalı, bazıları zararlıdır. Ağzımızın içindeki bakteriler şekerle karşılaştıklarında şekerden beslenir ve asit ürettir. Bu asit, diş minesinin en üst tabakasındaki, dişlerin parlak görünmesini ve korunmasını sağlayan mineralleri yok etmektedir. Buna demineralizasyon denir.

Diş yüzeyinde meydana gelen plaka tükürük ya da fırçalama ile temizlenmezse şeker tüketen bakteriler tarafından aside dönüştürülür ve ağzımızın içinde asidik bir ortam oluşur.

Tükürüğümüz içesinde bulunan kalsiyum ve fosfat, su ve diş macunlarından aldığımız florür, diş minesinin kendisini onarması ve asit saldırıları sonrası kaybettiği mineralleri geri almasına ve dişlerimizin güçlenmesine yardımcı olur. Buna da remineralizasyon denir.

Şeker Bakterileri Etkiler ve Ağzın Ph Değerini Düşürür.

Ağzın içinde Streptococcus mutans ve Streptococcus sorbrinus isimli iki bakteri yaygın olarak yaşamaktadır. Bu bakteriler yediğimiz şeker ile beslenir, dişin üst yüzeyinde renksiz yapışkan bir plaka oluşturur. Bu plaka tükürük ya da fırçalama ile temizlenmezse bakteriler tarafından aside dönüştürülür ve ağzımızın içinde asidik bir ortam oluşur.

Ağzımızın pH asit dengesi nötr olan 7’nin altına düştüğünde bu asitler dişlerdeki mineralleri çözmeye ve diş minesine zarar vermeye başlar. İlk etapta küçük deliklere ya da diş erozyonuna sebep olur, uzun vadede çürükleri oluşturur .

pH 7’nin altına düştüğünde bu asitler dişlerdeki mineralleri çözmeye ve diş minesine zarar vermeye başlar. İlk etapta küçük deliklere ya da diş erozyonuna sebep olur, uzun vadede şekere bağlı çürükleri oluşturur.

Nasıl beslenirsek dişlerimiz çürür?

Bol şekerli atıştırmalıklar tüketmek. Çocuklar üzerinde yapılan araştırmada tatlı kurabiye, çikolata ve cips tüketenlerin tüketmeyenlere göre dört kat daha fazla çürükleri bulunduğunu göstermektedir.

Şekerli ve asitli içecekler tüketmek

Araştırmalar günde 1-2 şekerli içecek içenlerde diş çürüğü oranının %31 daha fazla olduğunu göstermiştir. 20.000 yetişkin üzerinde yapılan başka bir çalışma günde bir şekerli içecek tüketenlerin içmeyenlere göre dişlerini kaybetme oranının %44 arttığını göstermektedir.

Şekerli içecekleri yudumlayarak uzun sürede tüketmek

Gün boyunca yudum yudum içtiğimiz içecekler, şekerin ağzımızda durma süresini arttırdığından çürük oluşumunu da arttırmaktadır.

Yapışkan yiyecekler yemek Sert şekerler, ağızda eriyen şekerler ya da çocukların çok sevdiği lolipoplar yapışkan yiyecekler olarak adlandırılabilir. Ağızdaki kalış süreleri uzun olduğundan bakterilere bu şekeri sindirmek ve asit üretmek için bolca süre verirler. Sonuçta demineralizasyon süresini uzatmış, remineralizasyon süresini kısaltmış ve dişlerimize daha çok zarar vermiş oluruz.

Sert şekerler, ağızda eriyen şekerler ya da çocukların çok sevdiği lolipoplar yapışkan yiyecekler olarak adlandırılabilir.

MİKROBİYOLOJİK

Çürüme nasıl olur?

Çürük oluşturabilen karyojenik bakteriler diş yüzeyine yapışarak, diş yüzeyinde yoğunlaşarak ve diğer bakterilerle etkileşerek ağız içerisinde yaşamını sürdürürler. Yaşamlarını sürdürebilmeleri için bazı kimyasallar salgılar ve karyojenik besinleri kullanırlar.

Sakkaroz extrasellüler kullanarak diş yüzeyine tutanabilecekleri ve asitlerini yoğunlaştırabilecekleri matriks oluştururlar. Hücre içerisine alarak enerji kaynağı ve depolayarak yedek besin kaynağı olarak kullanırlar (2).
Bu faaliyetleri sonucunda metabolik artıkları ve en önemlisi organik asitleri oluştururlar. Bu asitlerin yoğunlaşması ile de diş yüzeyinde demineralizasyona sebep olarak çürüğü başlatırlar.

Çürük açısından önemli olan mikroorganizmaların özellikleri (3):

Streptococaceae

Gram (+) kok Katalaz (-) Fakültatif anaerob, aerob Hareketsiz Ekstrasellüler polisakkarit (dekstran, levan) yapma kapasitesi Hidrojen peroksit oluşturarak diğer bakterileri inhibe etme

  • Mutans grup: S. mutans, S. sobrinus, S. cricetus, S. rattus, S. ferrus, S. macacei, S. downei
  • Salivarius grup: S. salivarius, S. vestibularis
  • Anginosus grup: S. constellatus, S. intermedius, S. anginosus
  • Mitis grup: S. mitis, S. sangius, S. gordonii, S. oralis

Lactobacillus

Gram (+), sporsuz Anaerob, fakültatif anaerob Çürüksüz ağızda bulunmaz Rodlar zincir şeklindedir
Asidofilik, asidojenik olup laktik asit üretirler Ragosa agarda üretilir. Diş yüzeyine afinitesi yoktur, bu yüzden çürüğün başlamasından çok ilerlemesinde etkindir. Fırsatçı bir mikroorganizma olup tek başına çürük etkeni değildir. Lactobacillus türleri: L. salivarius, L. oris, L. plantarum, L. casei, L. acidophilus, L. gasseri, L. brevis, L. fermantım, L. ulii, L. rimae

Actinomycetaceae

Gram (+) Sporsuz basil Flamentler şeklinde çoğalır. Normal floradan ve çürükten izole edilir. Anaerob ve fakültatif anaerob Rothia Gram (+) kok ve flament Fakültatif anaerob Kök çürüğü ve diş plağından izole edilmiştir. Rothia denticariosa Bifidobacterium Gram (+) rod Zorunlu anaerob Plak ve derin dentin çürük lezyonlarında, periodontal lezyonlarda görülür. İnsanda en az 10 türü izole edilmiştir.B. dentium plak ve derin dentin çürüğünde bulunur.

Actynomyces Gram (-) kok ve rod Sporsuz Fakültatif anaerob Katalaz (+) Major periodontal patojen Laktik asit, asetik, süksinik ve formik asit üretirler. A. israelii, A. bovis, A. naeslundii, A. viscocus, A. meyeri, A. odontolyticus, A. neuii

Diğer türler:

Prevotella Clostridium Bacterioides Corynobacterium Capnocytophaga Eubacterium Fusobacterium
Neisseria Kingella Veillonella Candida Mycoplasma Simonsiella Stomatococcus Dişlerimize dikkat ederek şeker tadında geçirdiğimiz bir bayram olsun!

Referanslar

1. https://www.eskitadinda.com
2. Gökaya N. Bacteria-Dental Caries Relationship. Turkiye Klinikleri J Restor Dent-Special Topics 2016; 2: 9-13. [DOI]
3. Yalçın Çakır F, Gürgan S, Attar N. Microbiology of Dental Caries. Hacettepe Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi 2010; 34: 78-91.

 

Bizi bilgiye doyuran bu yazının kaynağı mikrobilim‘dir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir