“Yönlendirilmiş Tüketim Olgusu” Sistemin Esiri Olma!

İktisadi olarak tüketim insan ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Ancak ekonomik olarak yorumlamak oldukça yetersizdir. Tüketim psikolojik, sosyolojik ve kültürel olarak tatmin sağlama anlamında genel bir objedir.

Tarihsel Olarak Tüketim Süreci!

Tarihsel olarak ihtiyaçlar doğrultusunda başlayan üretim-tüketim-bölüşüm-yeniden üretim ilişkisinin son 20 senesini göz önüne alıp tarihle bağdaştırarak  yorumlamaya çalışacağız.

20 yy ikinci yarısı ve 21 yy ilk yarısında ki tüketim-üretim ilişkisinden ki değişikliğin adı “Küreselleşme” olarak adlandırılıyor. Her ne kadar sosyo-ekonomik, siyasi ve kültürel değişiklik kavramlarıyla açıklansa bile. Küreselleşme bizim gözümüzde “Tekelci bir dünyanın başlangıcı için nazik bir ismi”

Küreselleşme Globalleşme!

Globalleşme veya globalizasyon üretimin ve tüketimin ulusal sınırları aşmasıdır. Tabi ki kültürel ve siyasi konjonktüre etkileri ve sonuçları var. Ancak sistemin gereği daha fazla kapital daha fazla güç için sonsuz etkileşim ve tüketimin yönlendirilmesi şeklinde yorumlanıyor. Neo-liberal politikaların hızlanmasında gerekçe olarak sunulan küreselleşme sürekli etkileşim, ticaret, paylaşım içinde bulunmak olarak yorumlanabilir.

Şirketokrasi Sınırsız Sermaye Birikimi!

Savaş yılları bahane edilerek daha da anlam kazanan bizlere benimsetilen küreselleşme daha fazla kar elde etmek isteyen ulus ötesi “şirketokrasi” şirketlerin doyumsuzluğundan kaynaklamıştır.

Marksist ve postmodernist eğilimli düşünce yapısına göre küreselleşmenin ve kapitalist ekonomik modelin farklı kültürlerin üstündeki hegomonik bir baskı olduğu düşüncesi hakim. Marx tüketim araçlarını kapitalizmin metası olarak açıklıyor. Yani tüketim için üretilen ürünler, tüketicinin ihtiyacı değil pazarda satış amacıyla üretilmektedir. Freud’a göre ise eylemlerin temelinde özyapı vardır. Özyapı sonucu doyum sağlanır. Kapitalist sisteme göre özyapı tetiklenir ve aldığı haz sonucu yönlendirilmiş, farklılaştırılmış, mekanizma şeklinde bir insanın varlığı şeklinde yorumlanır.

Tüketim!

Sistem o kadar kusursuz ki insanların reklamlardan etkilenip alışveriş yapmasından ziyade aslında ihtiyaçları olmayan şeylerin ihtiyaçlarıymış gibi empoze ediyor. Bize göre sistemin tamda amacı bu ve sonsuz başarı elde ediliyor ne yazık ki gün geçtikçe artıyor çünkü sistem bunu gerektiriyor. Reklamların bizlere empoze ettiği imaj, bilinçaltımızı tetiklemesi aslında alışverişin başlangıç noktası. Bireyler tüketecekleri ürünleri seçiyor gibi gözükse de aslında tükettikleri ürünler bireylere hakim.

İhtiyacın Olmayanı İhtiyacın Zannediyorsun!

Tekrarlayacağım sistemin kusursuz başarısının sonucudur, bu kürelleşmenin yaratığı kendi özgü tüketim kültürü kavramı sonucu insanların olanların farkında olmaması şaşırılmaması gereken bir husus. Küreselleşmenin küresel bir köyden geldiğini biliyoruz ve o köyde modern köleliğin devamı için değişmesi gereken tüketim alışkanlıklarında. Başarılı sonuçlar alındığını düşünüyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir