Otomotiv Sektörü Dönüşüme Hazır Mı?

Otomotiv sektörü genel olarak, karayolu taşıt araçları (binek otomobil, otobüs, minibüs, midibüs, çekici, kamyon, traktör vb.) ve bu araçların üretiminde kullanılan parçaları imal eden bir sanayi dalı olarak tanımlanmaktadır.

Lokomotif Olarak Otomotiv Sektörü!

Otomotiv sanayii, tüm sanayileşmiş ülkelerde ekonominin lokomotifi olarak kabul edilmektedir. Bunun sebebi, diğer sanayi dalları ve ekonominin diğer sektörleri ile çok yakından ilişkili olmasıdır. Otomotiv sanayi; demir-çelik, petro-kimya ve lastik gibi temel sanayi dallarında başlıca alıcı konumundadır.

Ayrıca, turizm, altyapı, inşaat, tarım ve ulaştırma gibi çeşitli sektörlerin ihtiyaç duydukları bir çok motorlu araç otomotiv sektörü tarafından sağlanmaktadır. Bu sektörde meydana gelen değişmeler ekonomiyi önemli derecede etkilemektedir.

Birçok sektörün sürükleyicisi olan bu sektörde, son yıllarda artan rekabet, değişen pazar ve küreselleşme nedeniyle gerçekleşen şirketler arası birleşmeler ve satın almalar sonucunda üretici firmaların sayısının giderek azaldığı gözlemlenmektedir. Günümüzde 20 civarında firma, dünya otomotiv sanayinin ve pazarının % 90’ından fazlasına hakim konumdadır.

Türkiye’de Otomotiv Sektörü;

Yarattığı katma değer, istihdama katkısı, vergi gelirleri ve birçok sektörde talep yaratıcı durumu ile ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. Ayrıca sektör, gelişmiş teknolojilerin ülkemize transferinde de önemli rol oynamaktadır.

Yeni ve yüksek teknolojiler dünya çapında pek çok sektörde ciddi dönüşümlere sebep olurken, bu dönüşümlerin yıkıcı etkisinin en hızlı görüldüğü sektör otomotiv olarak göze çarpıyor.

Bundan 15 yıl önce var olmayan, Elon Musk’ın vizyonerliğindeki Tesla Motors otomobil piyasasını kimsenin beklemediği şekilde yönlendiriyor. Tesla bugüne kadar göz alıcı ama oldukça pahalı elektrikli otomobillerle karşımıza çıkıyordu. Ne var ki Elon Musk’un 3 yıl önce daha ulaşılabilir elektrikli otomobil vaadiyle tanıttığı “Model 3”, daha üretim bandı ortada yokken 400 bin adetten fazla sipariş aldı.

Günümüzde üretim sürecinde veya kullanımda olan milyonlarca benzinli ve dizel otomobil varken tüm sektörün elektriğe dönüşü şüphesiz çok hızlı olmayacaktır.

Otomotiv sektörü 2016 rakamlarıyla 4 trilyon dolarlık hacmiyle dünyanın en büyük sektörlerinden biri. Ve bu kadar büyük bir sektörde kökten dönüşümlerin çok hızlı olması mümkün değil. Ama yine de yıkıcı teknolojilerin gücü, çevresel faktörler, müşterilerin beklentileri ve işte Elon Musk gibi bir lider bir anda beklenmedik çalkantılara sebep olabiliyor. 2 Dünya pazarında talebi her geçen gün artan elektrikli ve otonom sürüşlü bu otomobilleri Türkiye’de göremiyoruz.

Türkiye’de Ne Yazık ki Pek Sık Göremiyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi tarafından Türkiye’de elektrikli araçlar konusunda ulusal ölçekte yapılan araştırma, Türk halkının elektrikli araç satın almak istediğini ortaya koydu. Araştırmaya göre ülkemizde elektrikli araç sayısı 4 yıl içinde 56 kat artarak 140 bine, şarj istasyonu sayısı da 5 yılda 35 kat artışla 14 bine ulaşacak. Araştırma, elektrikli araçların ülkemizde yaygınlaşması için teşvik mekanizması geliştirilmesi gerekliliğini de ortaya koydu.

Şüphesiz Türkiye’de otomobil üretimi yapan global firmalar bu dönüşümü yakından takip ediyorlar ve hazırlıklarını yapıyorlar. Ancak iş bununla bitmiyor. Otomotiv endüstrisi çok geniş. Sektörle içli dışlı olan, parça üreten, servis sağlayan pek çok yan firma var.

Türkiye’de pek çok üreticinin bu dönüşüm için bir hazırlığı olmadığını, hatta bırakın hazır olmayı, yaşanan dönüşümden haberi bile olmadığını görüyoruz. Bu gerçekten çok ürkütücü. Dünya yıkıcı teknolojik gelişmelerle hızla dönüşüyor ve bizim haberimiz bile yok.

Türkiye’nin otomotiv endüstrisini besleyen tüm bu firmaların AR-GE yatırımlarına öncelik vermesi, vizyoner, bilgi sahibi, dünyayı, teknolojiyi, sektörü yakından takip eden insanları istihdam etmesi gerekiyor. Rekabetin çok büyük olduğu bu sektörde söz sahibi olmak istiyorsak acilen bazı eylem planları hazırlamamız gerekiyor. Hızla dönüşen dünyaya çok kıvrak bir şekilde adapte olup, yaratıcı çözümlerle ortaya çıkmazsak, Türkiye ekonomisinin en önemli taşıyıcı güçlerinden biri hızlı bir çöküş yaşayabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir