Kadın-Erkek Değil; Ekonomi-Kadın İlişkisi!

Kadın, tarihin ilk dönemlerinden beri, ekonomik hayatın bir parçasıdır ve tarihin her döneminde dönemlerin koşul ve niteliklerine göre değişen biçim ve statülerde ekonomik faaliyetlere katılmışlardır.

Kadın ve Ekonomideki Rolü!

Sanayi devriminden önce kadınların ekonomideki rolü tarım kesiminde, çoğunlukla da kendi işletmeleri ile sınırlı kalmış sanayi devrimi ile birlikte ücretli olarak çalışma hayatında yer almaya başlamışlardır.

Özellikle Batıda dokuma imalatının gelişmesiyle toplam işgücünün çoğunluğunu kadınlar oluşturmuştur. Sonrasında otomotiv ve kimya sanayilerinin gelişmesiyle kadının istihdamı azalmış erkek işgücünde önemli bir büyüme gerçekleşmiştir.

Daha sonralarında hizmet sektöründeki ihtiyaçlar ve teknolojik gelişmelerle birlikte kadınlar için yeni iş olanakları doğurmuştur.

Ekonomik büyümenin önemli olduğu kadar, bu büyümenin kalitesi de önemlidir.

Ekonomik Büyümenin Kalitesini Belirleyen Bir Çok Konu Vardır. Bunlar Sırasıyla şöyledir:

  • Büyümeden kimlerin faydalandığı, erkeklerle kıyaslandığında, kadınların ekonomik büyümenin faydalarından ne kadar faydalanıp faydalanmadığı.
  • Büyümenin bütün gelir grupları arasında dengeli bir şekilde dağıtılmadığı.
  • Büyümenin belli sektörlerin mi, yoksa bütün toplumun mu faydasına olduğu.
  • Büyümenin, bölgesel gelirlerdeki eşitliği başarmada pozitif mi, yoksa negatif mi rol aldığı.
  • Sonuç olarak, ekonomik büyümenin, bir ülkenin insanları arasında refah eşitliği sonucunu yaratıp yaratmadığı gibi konulardır (Pirmana, 2006).

1950 ve 1960’ların tecrübesiyle, birçok gelişmekte olan ülke, ekonomik büyüme hedefine ulaştıkları halde, insanların yaşam düzeylerinde bir değişim olmadığını görmüşlerdir. Dolayısıyla, iktisatçılar kalkınmanın yeniden tanımlanması üzerinde durarak, işsizlik ve gelir eşitsizliği gibi konulara dikkatleri çekmişlerdir. (Şimşek, 2008:11).

Kalkınmada cinsiyet eşitsizliği önemli bir konudur. Cinsiyet eşitsizliği ekonomik büyüme ve kalkınmayı yaratan verimsizliği yaratır. Cinsiyet eşitsizliğinin çözümü ekonomik büyüme ve kalkınmayı sağlarken aynı zamanda kadınların ekonomik özgürlüklerini arttıracaktır.

Başlıca Cinsiyet Eşitsizlikleri Şunlardır:

  • Düşük ücretli ve kötü koşullu işlerde çalışma, pazarlık yönünden yoksun olma.
  • Kayıt dışı sektörlerde, geçici, gündelik, yarı zamanlı, sözleşmeli ve evde çalışmaya dayalı istihdam; standart dışı işlerde çalışma.
  • İşe alınmada, ücretlerde ve yükseltmelerde ayrımcılığa uğrama.
  • Ücret karşılığı olmayan işlerde çalışma.( aile işçiliği )
  • Ev içi emeğin kullanımında toplumsal cinsiyet ilişkilerinden kaynaklanan eşitsizlikler. (Ecevit, 2003:84-88).
  • Gelişmiş ülkelerde kadın istihdamı sanayi ve hizmet sektörlerinde yoğun iken tarım sektörlerinde oldukça düşüktür. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu durum tam tersi şekildedir.
  • Sanayi ve hizmet sektöründe kadın istihdamı tarım sektörüne oranla daha düşüktür.
  • Aynı zamanda gelişmiş ülkelerde kadın girişimi de gelişmekte olan ülkelere kıyasla oldukça yüksektir.

Türkiye’de Kadının Ekonomideki Yeri!

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile bunu seyreden 10 yılda Atatürk’ün önderliğinde kadına yönelik çok fazla reform yapılmıştır. 1924 yılında kabul edilen, eğitimi tek sistem altında toplayarak kadınlara erkeklerle eşit eğitim imkânları sağlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1925 yılında kabul edilen Kıyafet Kanunu, 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu bunlara örnek verilebilir.

Bunlara ek olarak 1930’da yerel, 1934’de de genel seçimlerde kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesi önemli bir gelişmedir ve birçok Batı ülkesinden önce Türkiye’de kadınlara tanınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir