Şiddet Nasıl Hayatımızın Bir Parçası Haline Geldi?

Her geçen gün şiddet, istismar, cinayet haberleriyle uyanıyoruz. Her geçen gün daha da kinleniyor, öfkeleniyoruz. Şiddeti, öfkeyi kınayanlarımız bile şiddet uygulayanları linç etmeyi, asmayı, türlü işkencelerden geçirmeyi hayal ediyoruz.

Peki ama neden böyle olduk?

Bana sorarsanız Karl Marx ve Engel’in ortaya attığı ‘’lümpen’’ kavramı tam da bu durumu açıklıyor. Lümpen, hangi toplumsal sınıfta bulunduğunun bilincinde olmayan; kararsız..

Aslında olayın çok boyutlu bir yapısı var ama naçizane kendi fikrimle affınıza sığınarak açıklamak isterim. Sadece çayı açık koydu, patatesin kabuğunu kalın soydu diye veya kendi talep ettiği sapkınlıları kabul etmedi diye eşine şiddet uygulayan ve hatta canına kıyan bir sürü insan gördü bu millet. Biraz altını kazırsak sebep ortada, “ataerkillik.”

Peki bu bizim kültürümüzde olan bir şey mi?

Tabiki de hayır. Aynı adamın dedeleri sefere çıkma kararı almadan önce köyün en yaşlı kadınının huzuruna gider ona danışırmış. Daha da derine indiğimizde Türk Mitoloji’sinin temel unsurlarından olan iki hayvan: kartal ve bozkurt. İkisi de doğada tek eşli yaşayan ve hatta eşi öldüğünde dahi yeni bir eş kabul etmeyen ender hayvanlardandır. Haliyle ne oldu da bu kültür bu hale geldi diyeceksiniz. Bakınız biz İslamiyet’i kabul ettik yanısıra Arap yozluğunu da benimsedik. Engelli evladımıza tecavüz edip sessiz kalmasını gönüllülükle yaftalayan zihniyet Hz. Meryem’i iffetsizlikle suçlayan zihniyet değil midir? Kaldı ki, İslamiyet değil midir çocuklarımızı melek, eşlerimizi Allah’ın bizlere emaneti, annelerimizi cennet kapısı olarak betimleyen?

Çelişkiler bununla da bitmiyor!

Bir bakıyorsunuz ki yakın tarih kendini Osmanlıcı olarak tanımlayan canilerle dolu. Madımak’ta, Çorum’da, Maraş’ta alevi yurttaşlarımızı katleden canilerle. Peki bu adamlar Osmanlı’nın göz bebeği, padişahın kılıcı olan yeniçerilerin de Bektaşi dergahı tebası olduğunu bile bilmeden nasıl olur da kendilerini Osmanlı torunu, alevi yurttaşlarımızı da hain olarak tanımlarlar?!

Çok değil daha 10-15 yıl öncesine kadar ekonomisinin yüzde yetmişi tarım ve hayvancılık olan bir ülkenin vatandaşlarıyız bizler. Yani daha düne kadar köylerimizde kedisiyle, köpeğiyle, koyunuyla, kuzusuyla birlikte yaşayan, evini onlarla paylaşan, onlar sayesinde geçinen insalar bu gün Ankara’da köpek katliamları yapacak, İzmir’de hayvanlara şiddet uygulayıp kuyruğunu kesip para karşılığı tecavüz ettirecek kadar canileşti, nankörleşti!

Uzun Lafın Kısası Biz Bu Değildik!

Biz güce saygı duyan güçsüzü ezenlerden değildik!

Ve tüm bunların tek bir çözümü var o da kendi benliğimizi hatırlamak, özümüze dönmek!

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğim ile, sağlık ile…

One thought on “Şiddet Nasıl Hayatımızın Bir Parçası Haline Geldi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir