İşsizlik Hepimizi Yakından İlgilendiren Derin Bir Hadise!

İşsizliğin oluşmasının başlıca sebepleri istihdam alanlarının yetersizliği, mezun sayısının fazlalılığı, artan ülke nüfusları ve daha fazlası…

İstihdam Alanlarının Yetersizliği Özellikle Gelişmekte Olan Ülkelerde Karşımıza Çıkan Başlıca Sorundur.

Ülkede bulunan fabrika, tarım ve diğer üretim alanlarının yeterli olmaması az sayıda insanın istihdam edilmesine sebep olur.

Bir diğer işsizlik sebebi olan mezunların fazlalığı ise tamamen takip edilen eğitim politikası ile alakalıdır. Eğitim alan bireylerin, ülkede ihtiyaç olan alanlarda değil de istihdam sağlama ihtimalinin düşük olduğu veya çok fazla yığılmanın bulduğu alanlarda eğitim alması bu sorunun doğmasına sebep olur.

Bu konuya bir örnek olarak ülkemizde bulunan diplomalı işsizler grubunun başını çeken öğretmenleri verebiliriz. Ülkemizde yaklaşık olarak bir milyon öğretmen atanmayı beklemektedir ancak böyle bir talebin karşılanması imkansızdır. Üstelik her geçen sene bu rakam katlanarak artmaya devam etmektedir.

Bunun sebebi bu alanda bulunan yığılmanın önüne geçilmemesidir. Oysa bir çok meslek alanı ilgi görmediği için her geçen gün unutulup, ölmektedir. Bu dengenin sağlanması ve insanların gerekli alanlara yönlendirilmesi bir eğitim ve ekonomi politikası ile sağlanabilir.

Ayrıca, Nüfusun Artış Miktarı da İşsizliğe Sebep Olmaktadır.

Ülkemizde bir önceki yıla kıyasla nüfus 1 milyon 193 bin 357 kişi artmıştır. Bu rakam ise yaklaşık olarak ülke nüfusunun %1.5’na tekabül etmektedir. Nüfus bu şekilde hızlıca artarken iş imkanları aynı seviyede artmadığından işsizlik kaçınılmaz bir son olur.

İşsizliğin sebepleri toplumlar ve ülkeler özelinde farklılıklar gösterebilir, çok çeşitli sebepleri olabilir. Ancak en ön plana çıkan işsizlik sebepleri yukarıda bahsedilenlerdir.

Her Konuda Olduğu Gibi İşsizlik Konusunda da Birtakım Sonuçlar mevcuttur.

İşsizliğin sonuçlarını toplumsal ve bireysel olarak iki farklı alanda ele almamız daha doğrudur. Bu bireysel sonuçlarda toplumsal sorunlara neden olabilecek boyutlara ulaşma potansiyeline sahiptir.

Bireyin psikolojik olarak kendini rahatsız hissetmesi, özgüveninin zamanla kaybolması, aile üyelerine karşı sorumluluğunu yerine getirememesi ve aile ilişkilerinin zarar görmesi ile huzursuzlukların meydana gelmesi işsizliğin bireysel sebeplerinin ön plana çıkanlarıdır.

Bu sebepler bireylerin hem maddi hem de manevi açıdan ciddi zararlar görmesine sebebiyet vermektedir. Maalesef ülkemizde bir işi olmadığı için bireylerin yaşamına son verdiği acı hadiseler yaşanmaktadır. Ayrıca bu sorunlardan dolayı birçok evlilik bitmekte, başta eşler olmak üzere aileler psikolojik açıdan yıpranmaktadır.

Bunun Dışında Bir de Toplumsal Sonuçları Söz Konusudur.

İşsizliğin getirdiği toplumsal sorunları ise bireylerin toplumlardan dışlanması ve yalnızlaşması, zararlı alışkanlıkların yaygınlaşması ve suç oranlarının artması başlıklarında toplayabiliriz.

Kendi içinde huzuru ve psikolojik sağlığı yerinde olmayan bireyin çevresinde bulunan kişilere karşı sağlıklı ve normal davranmasını bekleyemeyiz. Ayrıca yapılan birçok araştırma, toplumlarda işsizlik oranın artması ile suç oraları artışında ciddi bir bağlantı tespit etmiştir. Bunu açıklamak için ise bireylerin kimi zaman toplumdan intikam alma duygusu ile hareket etmesi veya bir kazanç sağlamak için yasal olmayan yollara başvurması argümanlarını kullanabiliriz.

Görüldüğü üzere, toplum bir sosyal bir oluşumdur ve bireylerden meydana gelir eğer onu meydana getiren dinamikler sorun içinde bulunursa bu tüm toplumu etkiler hale gelir.

Yani İşsizlik Sorunu Toplumun Bütün Bireylerini Yakından İlgilendiren Bir Hadisedir.

Tarih boyunca bütün medeniyetler işsizlik sorunu ile mücadele etmiş ve daima yok etmeyi amaçlamıştır. Bu uzun mücadele ise bize dersler vermiş, tecrübe kazanmamızı sağlamıştır. İşsizlik konusunda ilk olarak yeni istihdam alanları yaratılmalıdır.

Bu hep ülkenin ekonomisinin kalkınmasını sağlar hem de bireylerin istihdam edilmesine destek olur. Yeni tarım alanları, fabrikalar ve farklı iş çeşitleri ile bu sorunun çözülmesine olanak sağlamak mümkündür.

Bunun yanı sıra eğitim ve ekonomi politikasını hazırlayanların ortak bir şekilde çalışıp eğitilmekte olan bireylerin ihtiyaçlar doğrultusunda yönlendirilmesini ve böylece yığılma sorunun önüne geçerek her alanda yeterli miktarda istihdam edilecek eğitimli bireyin olmasını sağlayabilir. Yine bir hükümet politikası olarak nüfus artışının kontrol altına alınmasına gerekmektedir. Bu sayede ileride meydana gelmesi büyük olasılık olan işsizlik artışının önüne geçmek mümkün olabilir.

Bunun içinde bir aile politikası oluşturulmalı ve ülkede bulunan tüm evli çiftlere bilgilendirici eğitimler verilmelidir.

Zira Bu Hem Ailelerin Ekonomik Olarak Faydasına Hem de Ülkenin Yararına Olacaktır.

Bu yazı ile toplumların en önde gelen sorunlarından biri olan işsizlik sorununu ele aldık. İşsizliğin sebepleri ve sonuçlarının yanı sıra belli başlı çözüm önerilerini de sizlere aktardık.

Daha öncede bahsettiğimiz gibi, toplumu hepimiz birlikte meydana getirmekteyiz ve bu sorun sadece bireyleri değil o toplumda yaşayan herkesi yakından ilgilendiren önemli bir husustur. Bunun farkına vararak, hareket etmeli ve bu problemi çözmek için başta hükümet yetkilileri olmak üzere hep birlikte mücadele etmeliyiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir