Goethe’nin Penceresinden Sanat!

Goethe’yi muhtemelen çoğunuz duymuşsunuzdur. Peki hayatı hakkında ne kadar fikir sahibiyiz?

Gelin hep birlikte Goethe’nin hayatından sanata bakış açısına kadar uzanan ufak bir yolculuğa çıkalım.

Goethe’nin edebiyatçılığın yanı sıra aynı zamanda politikacı, ressam ve doğa-bilimci olduğunu biliyor muydunuz? Birçok esere imza atan sanatçı 60 yıl boyunca ünlü yapıtı olan ”Faust” üzerinde çalışmıştır.

Ama Avrupa’da ün yapması ”Genç Werther’in Acıları” adlı eseri sayesinde olmuştur. Hatta bu eser o kadar gerçekçi yazılmıştır ki bazı gençlerin intihar etmeyi tercih etmelerine sebep olmuştur. Aynı zamanda Alman edebiyatının da temsilcisi sayılmaktadır.

Sesenheim’da yaptığı bir gezintide bir papaz kızı olan Friederike Brion’la tanışmış ve ona aşık olmuştur.

Ona yazdığı şiirler ise yeni bir lirik çağını başlatmıştır. Onun bu aşk söylemleri ise Alman manzumesinin ilk örnekleri olarak kabul edilmiştir.

Ama Goethe’nin ilk ve son ilişkisi bu olmamıştır. Sanatçının birçok ilişkisi olmuş, bu ilişkilerinden doğan da edebi eserler mevcuttur. Örneğin Weimar’da geçirdiği 10 yıl içerisinde bir saray nedimesi olan Charlotte von Stein ile önemli bir ilişkisi olmuştur. Goethe’den 7 yaş büyük olan Charlotte ona saray görgü kurallarını öğretmiş, iç huzursuzluğunu yenmesini sağlamış ve disiplinini güçlendirmede katkıda bulunmuştur.

Goethe’nin bu aşka dair 2000 mektubu ve belgeleri vardır.

Stein’in ise mektupları ele geçirilememiştir. Bu ilişkisi ise Goethe’nin gizli Roma seyahatinde Charlotte’i aldatmasıyla son bulmuştur.

1790’larda öncelikli olarak doğabilimleriyle ilgilenmiş, edebi eserleri ise bir duraklama dönemine girmiştir. Tarih profesörü Schiller, Goethe’ye iş teklifinde bulunmuştur. İkisi de Antik döneme yönelme, devrim anlayışını reddetme dayanışmasına girmişlerdir. Schiller’in ölümü Goethe için büyük bir kayıp olmuştur ve Goethe’nin de hastalıkları artmıştır.

Goethe’nin hastalıklarının artmasıyla oğlunun ölümü, çalışmalarını tamamlamasıyla yaşamına devam etmiştir. 1832’de ise muhtemelen kalp kriziyle ve son sözlerinin daha fazla ışık olmasıyla beraber hayata veda etmiştir.

Peki Goethe bu karışık ve deneyim dolu yaşamında sanata nasıl bakmıştır?

Gençliğinde Alman Mimarlığı üzerine yazdığı yazıda ”Sanat, güzel olmaktan ziyade şekil vericidir onun bu kudreti… güzellikten çok daha öz, çok daha büyüktür; çünkü insan varlığını sezer sezmez, içinde harekete gelen şekil verici bir tabiat uyanır. Etrafındakilerini kavrar ve onlara kendi ruhunu aşılamaya çalışır.” demiştir.

Goethe çoğu eserinde ve yazısında konularını tabiattan seçmiştir. Hiçbir şey eklemeden, tabiatı sadece taklit etmiştir. ”Şekil her zaman için bir adesedir, bununla biz tabiatın kutsal ışıklarını, onları insanın kalbindeki ateşe çevirmek için toplarız” diyerek sanat ve tabiat ilişkisini de bir şekilde betimlemiştir. (adese: mercek)

”Propylaen” adlı dergiye yazdığı önsözde artık tamamen ideal sanat görüşünü belirtmiştir: ”Sanattaki gerçek ile tabiattaki gerçek, birbirinden ayrılır. Sanatçı, tabiattaki gerçeği vermeye heves etmemelidir; sanatçının bu gerçeği vermek için heveslenmesine de mani olmalıdır. Eser, tabiatı taklit eden bir eser olarak değil, başlı başına bir tabiat eseri olarak meydana çıkmalıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir