Bir Bilgenin Oyunu: “Satranç”-Satranç’ın Tarihçesi

Günümüzden yaklaşık 1400 yıl önce Hindistan’da bir kral hüküm sürermiş. Bu kral savaşmayı ve savaşa girmeden önce savaş için kurguladığı taktikleri komutanları ile paylaşıp üzerinde düşünmeyi çok severmiş. Bu nedenle çoğu komşu krallığa savaş açarmış.

Belirli bir zamandan sonra artık halk bu duruma dayanamamaya başlamış. Çünkü savaş sadece ülkeye askeri sorun değil ekonomik ve kültürel sorunda getirirmiş. Halk bir çok kez isyan etmek istemiş ancak krala karşı çıkmak basitçe ölüm demekmiş.

Hindistan halkı mevcut durumu çözmek amacıyla ülkenin en bilgili kişisi olan Yüce Bilge’ye giderler. Mevcut olan durumu anlatırlar ve bilgeden yardım isterler. Bilge düşünmeye başlar. Kral cahilin önde gidenidir. Bırakın ilim, irfan bir adet kitap bile okumamıştır. Bilge de Mevlana gibi cahillerle uğraşmanın zorluğunu bilmektedir. Ardından uzunca süren bir düşünme süresi ardından sonunda kralı ziyaret etmeye gider Bilge.

Kralın huzuruna çıkan bilge krala “Size bir hediye getirdim” der. Kral da karşısındakinin bilge olduğunun farkındadır ve bir tür kitap getirdiğini düşünür. Ancak hediyeye baktığı zaman krala anlamsız gelen taşlar ve tahta varmış. Kral bilgeye bunun ne olduğunu sorduğunda bilge anlatmaya başlar.

“Kralım siz savaşmayı ve savaş taktiklerini çok seviyorsunuz, bu getirdiğim hediye ile gerçekten savaşmanıza gerek yok. Buradaki her bir taş bir askeri birliği gösterir demiş. Piyon taşını göstererek bunlar sizin piyadeleriniz, atı göstererek bunlar sizin atlı birliğiniz, fili göstererek bunlar sizin filli birliğinizdir demiş (Tarihten de bilindiği üzere birçok savaşta filler kullanılmıştır). Kaleleri savaş arabası olarak tanıtmıştır ve en son kralın yardımcısı vezir ve kralın kendisi olan şahı tanıtmıştır.

Kral bu oyundan fazlasıyla memnun olmuştur sonuçta gün içerisinde onlarca kez savaşma ve taktik geliştirme şansı bulmuştur. Bilgeye “Dile benden ne dilersen” demiştir. Bilge de zekasını göstermek maksadı ile “Bu tahtada 64 kare vardır. Birinci kareye 2, ikinci kareye 4, üçüncü kareye 8 olacak şekilde ikiye katlayacak sayıda buğday tanesi istiyorum” demiş.

Kral ise şaşırmış “Ben sana altın, malikane ve güç verebilirken sen neden buğdayı seçiyorsun demiş” ve kabul etmiş.

Ancak sonradan hesaplanınca mevcut üretim hızıyla ancak 1000 yılda üretilebilecek bir buğday sayısıymış bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir