Ayakkabı Kutusundan Huzurlu Bir Yuvaya Geçiş: Karam’ın Hikayesi İnsanlığa Dair Umut Oluşturuyor!

Kapkara, yeni doğmuş ve üzerinde pirelerin gezdiği bu küçük köpeği, bir gece yarısı, kızım ayakkabı kutusunda getirdi. Bakışları ürkekti Karam’ın. Küçücük bedeni dış dünya için yeterince güçsüzdü. Annesi de onu kaybetmişti belli ki.

Hiç düşünmeden, 3 kedisi olan ve köpeğini 4 ay önce kaybetmiş olan arkadaşım Yeşim’e götürdüm bu küçük hayvanı, ona yuva bul diye…

Yeşim, içinde nasıl bir hayvan sevgisi taşıyorsa, bu küçük kara köpeğin 2 saatte bir karnını doyurarak, yanından hiç ayırmadan büyük bir sevgi ile 4 aydır bakıyor ve bir taraftan da ona iyi bakabilecek bir yuva arıyor.

Evet adını KARAM koydu, yaramaz bir çocuk gibi, şımarık ama tatlı. Simsiyah ama neşeli… Ayakkabı kutusundaki halinden eser yok, tüyleri parlıyor, huzuru ve mutluluğu yüzünden belli, insanları seviyor, insanlardan korkmuyor.

KARAM bir sokak hayvanı olacaktı yada olamadan bakımsızlıktan ölüp gidecekti. Şanslı hemde çok şanslı bir hayvan. Keşke bütün köpekler Karam gibi şanslı olabilseydi.

Hayvan davranışları ile insan davranışları arasında her zaman bir benzetme sanatı yapılır. Kediler ve köpekler en çok insanlarla iç içe yaşamışlar ve yaşıyorlar da; biz böyle bir kültürün insanlarıyız.

Ancak Doğu ile Batı arasında önemli bir ayrım çizgisi var. Batı’da birçok hayvan şehrin içinde değil, evlerin içinde ailenin bir ferdi gibi  bakılırlar ve cins olarak yetiştirilirler. Roma seyahetimde dikkatimi çeken şey, sokakta hiç hayvan olmayışı idi mesela.

Doğuda hayvanlar bizimle beraber hayatı doğal olarak paylaşırlar. Ama bu paylaşım tam anlamıyla gerçekleşmeli, sadece yaşam alanımızı değil, suyumuzu yemeğimizi de paylaşmalıyız.

Tıpkı arkadaşım Yeşim gibi: Köpeği tatlı bir misafir olarak görerek, bütün misafirperverliği ile onu karşılaması da paylaşmaya dahil mesela…

Karam’ın ürkek bakışlarının yerini huzur dolu bakışlar aldı!

Oyun oynamayı çok seviyor, poz vermeyi de…

Unutmayalım; hayvan sevmek aslında doğayı da sevmek demektir. Doğa sevgisi de yeşili ve hayvanları sevmekle başlar. Hayvan sevgisi olmayanın, başka sevgileri taşıması da muhtemel değildir zannımca.

Sevgimize her zaman sevgi ile karşılık veren ve menfaat gütmeyen hayvanlar aslına bakarsak bizler için birer nimettir. Doğanın dengesi açısından hayvanların varlıklarının hayati öneme sahip olmasının dışında varlıkları ile de doğayı renklendirir, şenlendirirler.

Herkesi arkadaşım Yeşim ve kızım gibi duyarlı olmaya davet ediyorum. Hayat o zaman daha güzel olacak, emin olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir